Pazar, Haziran 26, 2022
Ana SayfaManavgat“Biz korona morona görmüyoruz”

“Biz korona morona görmüyoruz”

Manavgat’ta yaşayan kendini bildi bileli yaklaşık 60 yıldır yaylalarda ve dağlarda çobanlık yapan Süleyman Boztaş, “Biz korona morona görmüyoruz, Korona kalabalık yerlerde olur. Burada, dağlarda çokluğun olmadığı yerlerde korona morona yok diyoruz” dedi.

Manavgat’ın Belenobası Mahallesi’nde eşi Durdu Boztaş’la (62) birlikte yaşayan Süleyman Boztaş (67) doğduğundan bu yana hayvancılık yapıyor. Nisan ayında koyun ve keçilerden oluşan sürüsünü yaylaya götüren Süleyman Boztaş, Kasım ayında mahalleye geri geliyor. Belenobası Mahallesi’nin kenarında dağın yamacında bulunan ağılın yanında plastikten yaptıkları ve elektriğin olmadığı barakada  yaşayan, yaylada ise çadırda yaşamlarına devam çift, zorluklara rağmen hayatlarından mutlu olduklarını söyledi. Sabah gün doğmadan başlayan günlük çalışamaları, akşama kadar koyun ve keçilere bakmakla geçiyor.

BURADA KORONA MORONA YOK

Son bir yıldır bütün dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (COVİD19) hastalığını duyduklarını söyleyen Süleyman Boztaş, “Biz dağın başında yaşıyoruz. Burada çokluğun olmadığı yerde, bizde kendimizi gelenden gidenden biraz sakınıyoruz ama bizim burada dağlarda korona morona yok. Korona morona görmeyoz. Korona kalabalık yerlerde olur. Yayladayken, Türkiye’nin her yerinden adam gelir. Onlar geldi mi biz onlardan açıkça korunuyoruz, aralı duruyoruz. Çadırın olduğu getirmiyoruz” dedi.

BİZDEN SONRA HAYVANCILIK YAPAN OLMAZ

Biri ziraat mühendisi diğer çiftçi olan 2 oğlu olduğunu söyleyen Süleyman Çiftçi, “Küçük oğlum, geçen seneye kadar benim yanımdaydı. Daha sonra bir arazi alıp sera yaptık. Muz ektik şimdi o orada” dedi. Eşiyle 43 yıl önce evlendiğini, o günden bu yana birlikte hayvancılık yaptıklarını anlatan Süleyman Boztaş, “Anamdan doğduğumdan beri bu işle uğraştım. Askere gittim, geldim devam ettim. Şimdi yapabilene malcılık (hayvancılık) iyi. Bu bölgelerde bir koyunun yıllık 500 – 600 lira masrafı var. Bizim yaşlardaki insanlarda bitti mi, bu turizm memleketinde hayvancılığı yapan olmaz. 50 sene önceye göre şimdi çok rahat hayvancılık. Neden rahat biliyor musunuz? Darı silajları, saman, bilmem ne; hayvanları 2 saat otlatıp, stresini alıp geldikten sonra yemini veriyorsun. Yiyip yatıyor” dedi.

HAYVANCILIK ŞİMDİ KOLAYLADI

Hayvancılık yapmanın şimdi kolayladığını buna rağmen yinede zorluklar olduğunu söyleyen Süleyman Boztaş, “Hayvancılık yapan biri sabah 06:00 gibi kalkar, hayvanının yemi hazır olur. Gün ışırken; yemini teknesine döker ardından hayvanların stresini almak için kimisi sürüyü yaylıma götürür, kimisi götürmez. Ama götürülürse iyi olur. Sidiğini bir işer gelir, bir sırtını ağnar hayvan.  Geldimiydi kış günlerinde yavrusunu emdirir. Ondan sonra akşamüzeri 14:00 – 15:00 gibi bir stresini daha alıp gelinir” diye konuştu.

ESKİDEN GECE ÜRÜSÜ YAPARDIK

Eskiden hayvancılık çok daha zor olduğunu anlatan Boztaş, “Ben askerden geldikten sonra, akşamları koyuna yemi verir, yavrularını emdirirdik. Birde gece saat 00:00’da kalkardık; gece ürüsü denirdi, 3-4 saat gece koyunları bir güder gelirdik. Gelir yemini yerdi, yatardı, gün doğarken yine yavrularını emdirirdik. Saat 12:00 – 13:00 gibi yine sürüp yaylıma götürürdük.  Şimdi arazi yeterli olmadığından, gezek az olduğundan yeme boğdurdular bunu. Yemi döküyoruz, yiyip yatıyor”

YAYLAYA YAYA GİDERDİK

Süleyman Boztaş, eskiden yaylaya gitmenin çok zor olduğunu ama şimdi her şeyin kolaylaştığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benim çocukluğumda yaylaya yayan giderdik. Buradan 40 günde yaylaya çıktığımı bilirim, yayla kar olurdu. Buraya ekenek ekilirdi. Buradan köyden başlardık, Akseki’den geçip, Göktepe yaylasına varırdık. Bazan 1 haftada çıkarsın, bazen 15 günde koyunları güde güde iner çıkardık. Sonradan vasıta sıklaştı (araç arttı), birazda millet kendine kıymet verdi. Şimdi buradan TIRlara bindiriyoruz, yaylada iniyor; yaylada bindiriyoruz buraya geliyoruz. Yol işi artık bitti.”

ESKİDEN KOYUNLAR TEK KUZULARDI, ŞİMDİ ÇİFT KUZULUYOR

Manavgat’a dünyanın her yerinden milyonlar turistin gelerek tatil yaptığını, bu nedenle gençlerin hayvancılık yapmaktan vazgeçtiğini anlatan Boztaş, “Gençliğimizde bu köyde 30 sürü varsa şimdi 15 sürü var. Yarıya düştü, yarıdan da az kaldı. Eskiden bir sürü de 200-300 hayvan olurdu. Şimdi herkesin önünde 70’er, 80’er veya 100’er hayvan var. Kuyruksuz koyun çıktığından bu yana 200 koyundan aldığın kuzuyu  100 koyundan alıyorsun. Eskiden koyunlar tek kuzulardı, bunlar çift kuzular. Et üretimi ondan iyi oluyor” diye konuştu.

EKMEK DAVASI

Evlendiklerinden bu yana eşiyle birlikte hayvancılık yapan ve eşine destek olan Durdu Boztaş’ta yaşamından memnun olduğunu söyleyerek, “Eşime yardımcı olmuyorum. Başka yerlere de gidesim geldi ama (eşini göstererek) bunu bırakıp gidemedim. Bu şekilde yaşamaktan ve çalışmaktan pek zorlanmıyoruz. Ne yapayım başka, ekmek davası bu!” dedi.

twitter retweet

Diğer haberler

İlgi çeken haberler