Covid -19 virüsünün kronolojisi

0
94

31 Aralık 2019’da Vuhan’dan gelen bir haberin dünyayı altüst edeceğini kimse beklemiyordu. Zatürre benzeri bir hastalık kentte yayılıyordu. Bu, SARS veya MERS değildi. Onlarla aynı aileden gelen yeni bir koronavirüstü.

Kısa sürede tüm dünyaya yayıldı. Bir milyon kişiye bulaşması 71 gün, 8 milyondan 9 milyona bulaşması ise sadece 8 gün sürdü. Başlarda tek haneli sayılarla ifade edilen vaka sayıları günde binlerle ifade ediliyor. Can kaybı ise dünya genelinde 50 bin’e yaklaşıyor.

BAŞLANGICI
Doktor Li Wenliang
Doktor Li Wenliang

Virüsün sağlığımızı nasıl etkileyebileceğini ve ne hızda bulaşabileceğini anlayabilmek için virüsün kökenlerini öğrenmemiz kritik öneme sahip. Fakat Sars-Cov-2 virüsü başından beri sürprizlerle doluydu. Dünyanın büyük bir kısmı yeni yıl kutlamalarına hazırlanırken Dr. Li Wenliang, yedi zatürre hastasının karantinaya alındığı Vuhan Merkez Hastanesi’nde çalışıyordu.

30 Aralık’ta çalışma arkadaşlarıyla WeChat’teki özel yazışma grubunda en korktuğu şeyin, bunun yeni bir SARS (Şiddetli Akut Solunum Yolu Sendromu) salgını olma ihtimali olduğunu yazdı. Başka bir koronavirüs türü olan SARS 2003’te Çin’de ortaya çıkmış ve 26 ülkeye yayılarak 8 binden fazla kişiye bulaşmıştı. Fakat Dr. Li, bunun ikinci bir SARS dalgası olmadığını, yeni bir koronavirüs türünün ilk dalgası olduğunu ortaya çıkardı.

Çin basınına göre meslektaşlarına olası bir salgından bahsettikten üç gün sonra, sekiz kişiyle birlikte “söylenti yayma” suçlamasıyla gözaltına alındı. İşe döndükten kısa bir süre sonra kendisi de Covid-19 hastalığına yakalandı. 7 Şubat günü 34 yaşında hayatını kaybetti.

Çin’in Vuhan bölgesinde kapatılan pazaryerinde polisler nöbet tutuyor.
PAZAR YERİ

Kentin yeni kısmında yer alan Huanan Deniz Ürünleri Pazarı, çok sayıda küçük satıcının tavuktan sürüngenlere kadar canlı hayvan sattığı bir mekandı. Aralık 2019’un son haftalarında doktorlar ve hemşireler yeni bir salgın olasılığı hakkında uyarılarda bulunurken sağlık çalışanları bir şey fark etti: Hastaların büyük kısmı bu pazarda çalışıyordu.

31 Aralık’ta Vuhan Sağlık Komisyonu Pekin’e konuyla ilgili ilk bilgileri geçti. Pazar sonraki gün karantinaya alındı. Bugün bilim insanları pazarda büyük bir salgın gerçekleştiği konusunda hemfikir. Fakat bu pazar muhtemelen salgının başladığı yer değildi.

Pazardaki insanlardan ve hayvanlardan alınan örneklerde koronavirüs tespit edildi. Ancak Vuhan’daki araştırmacılar ilk hastanın pazardaki salgından dört hafta önce tespit edildiğini ortaya çıkardı. 1 Aralık’ta koronavirüs semptomları tespit edilen bu adamın Huanan Pazarı’yla hiçbir bağlantısı yoktu.

ÇILGIN ŞEKİLDE YAYILDI

Ocak’ta Vuhan’daki sağlık çalışanları, hastanelere gelen vaka sayılarında bir patlama gözlemledi. Hastalığın yalnızca Çin’de değil, Asya’da da aynı hızda yayılmaya başlayabileceğini kimse tahmin etmiyordu. 11 Ocak’ta, Covid-19 kaynaklı olduğu tespit edilen ilk ölümden yalnızca dokuz gün sonra, virüs Çin’den Japonya, Güney Kore ve Tayland’a yayılmıştı. Böylece, dünyadaki tüm tıbbi ve teknolojik ilerlemelere rağmen insanlığın sürekli bir adım arkasında olduğu bir katili yakalama çabası başladı. Covid-19 altı ay içinde 188 ülkeye yayıldı ve 7 milyon insanda tespit edildi.

Kristian Andersen
KATİLİN PROFİLİ

İmmünoloji profesörü Kristian Andersen “Her zaman ilk sorumuz karşımızdakinin nasıl bir virüs olduğudur” diyor. Andersen’in çalıştığı laboratuvar, bulaşıcı virüslerin genomları alanında uzmanlaşmış. Virüslerin hayvanlardan insanlara geçerek nasıl büyük salgınlara yok açtığını inceliyorlar. Aralık sonunda, ilk vakaların hastaneye kaldırılmasından saatler sonra, Vuhan Viroloji Enstitüsü gizemli virüsü incelemek için hastaların genizlerinden alınan örnekleri analiz etmeye başladı. Virüsün özelliklerini ve bulaşımını anlamak için genomunu, yani tüm genetik kodlarını incelemeye koyuldular.

Genom aslında peş peşe gelen çok sayıda harf gibidir. İnsan genomunda 3 milyardan fazla harf vardır. Grip virüsünde ise bu sayı 15 bindir. Virüsün kendisini milyonlarda kez kopyalayıp çoğaltarak bir salgına yol açma yöntemini anlamak için genomunu incelemek gerekir.

Bir virüsün genomunu ortaya çıkarmak genellikle aylar, bazen yıllar alır. Fakat Prof. Yong-Zhen Zhang’ın liderliğindeki Vuhan Viroloji Enstitüsü’nden bilim insanları inanılmaz bir hızla, 10 Ocak’ta Covid-19’un ilk genom dizinini yayınladı. Bu, bulmacayı çözmek için gereken ilk ve en önemli parçaydı.

Prof. Andersen “İlk dizini gördüğümüzde bunun koronavirüs ailesinden bir virüs olduğundan emin olduk. Yüzde 80’i SARS ile aynıydı” diyor. Koronavirüsler, geniş bir virüs ailesidir. Altında yüzlerce virüs türü bulunur ve bunlar genellikle domuz, deve, yarasa ve kedi gibi hayvanlar arasında yayılır. Sars-Cov-2 hayvanlardan insanlara geçtiği düşünülen yedinci koronavirüs türü oldu. Prof. Andersen “İkinci sorumuz da bu virüsü nasıl tespit edebileceğimiz olur, bu da test çalışmalarına ve virüsün yayılma yollarını anlamak için çalışmaya başlamıza yok açar” diyor ve ekliyor: “Üçüncü soru ise nasıl aşı geliştirebileceğimiz. Bütün bu soruların cevabı ise virüsün genomunda saklı.”

Prof. Andersen virüsün yarasalarda ortaya çıktığına dair kuvvetli kanıtlar olduğunu söylüyor: “Bunun bir yarasada başladığını biliyoruz. Bunun doğal yollarla ortaya çıkmış bir virüs olduğunu da biliyoruz çünkü yarasalardaki virüslere çok benzer. Bilmediğimiz şey ise insanlara nasıl geçtiği.”

Andersen’in ekibi yarasalardaki bir koronavirüs üzerinde yürüttüğü çalışmada, Sars-Cov-2 ile yüzde 96 oranında benzeştiklerini gördü. Asya’da en fazla yasa dışı ticareti yapılan memeli hayvan olan pangolinlerdeki virüslerle de güçlü bir benzerlik tespit edildi. Virüs yarasadan pangoline bulaşıp, orada birkaç ekstra proteinle dönüştükten sonra insanlara bulaşmış olabilir mi? Bilim insanları bunun yanıtını araştırmaya devam ediyor.

LABORATUVAR KAPATILDI

Prof. Zhang’ın laboratuvarı, virüsün ilk genetik dizinini dünyayla paylaşmasından yalnızca iki gün sonra yetkililer tarafından kapatıldı. Araştırma lisansları da iptal edildi. Çin basınına göre yetkililer hiçbir gerekçe göstermedi. Fakat Prof. Zhang ve ekibinin virüsle mücadeleye katkısı dünya genelinde çoktan kök salmaya başlamıştı. Prof. Andersen “İlk dizin olmadan bugün yaptığımız işlerin hiçbirine başlayamazdık” diyor ve ekliyor: “Bütün bunlar, kritik bilgileri inanılmaz bir hızda dünyayla paylaşan bu bilim insanları sayesinde oldu.”

GÜNEY KORE’DE FİLYASYON

51 milyon nüfuslu Güney Kore Covid-19’la mücadelede en başarılı görülen ülkelerden biri. Bu başarının önemli bir kısmı, küçük bir orduya denk bir filyasyon ekibi kurmaları sayesinde geldi. Dedektif gibi çalışan bu insanlar Covid-19 hastalarının son gittikleri mekanları, temas ettikleri kişileri ortaya çıkarmak için uğraşıyor. Görevliler bu verilerin ardından kimlerin karantinaya alınacağına karar veriyor. Gerek duymaları halinde bazı binaları karantinaya alma yetkileri de var.

SÜPER BULAŞTIRICI

Ocak ayında ve Şubat başında çok az vakanın görüldüğü Güney Kore’de halk salgın riskinin ucuz atlatıldığını düşünüyordu. Fakat Şubat sonunda birkaç gün içinde tek bir kentten çok sayıda yeni vaka haberi gelmeye başladı. Daegu kentindeki salgının kaynağı tek bir kişi, “Güney Kore’nin süper bulaştırıcısı” da denen 31 numaralı hastaydı. Prof. Kim, “31 numaralı hasta Şinçeonji Kilisesi’nden olduğunu başta bize söylemedi. Filyasyon ekibi onun bu kiliseye üye olduğunu ortaya çıkardı” diyor.

İsa’nın Şiçeonji Kilisesi’nde bir ayin

Ülke genelinde 300 bin civarı üyesi bulunan İsa’nın Şiçeonji Kilisesi’nin üyeleri, kurucuları Li Man-hi’nin mehdi olduğuna ve İncil’i doğru yorumlayabilecek tek kişi olduğuna inanıyor. Ülkedeki ana akım Hristiyan kiliseleri ise bu grubu bir kült olarak görüyor ve gençlere yönelik agresif yayılma politikalarını eleştiriyor. 31 numaralı hastanın gizlediği tek yanı bu kiliseyle ilişkisi değildi. Filyasyon görevlilerinin ortaya çıkardığı üzere, koronavirüs testi yaptırmadan önceki 10 gün boyunca kentte binden fazla kişiyle temas etmişti.

6 Şubat’ta bir trafik kazasına karıştıktan sonra, 7 Şubat’ta hastaneye kaldırıldı. Orada 128 kişiyle temas ettiği tahmin ediliyor. Hastanedeyken özel izinle 2,5 saat yol giderek evden eşyalarını alıp hastaneye dönmesine izin verildi. O hafta boyunca hastaneden birden fazla defa çıktı, birinde bir arkadaşıyla öğle yemeği yedi, iki defa da biner kişinin katıldığı kilise ayinlerine gitti.

Prof. Kim, kilisenin gizli örgütlenmesi nedeniyle en çok zorlandıkları şeyin o hafta kiliseye giden kişileri tespit etmek olduğunu söylüyor: “Sonunda kilisenin 9 bin üyesinin listesini edinmeyi başardık. Önce onları arayıp semptomları olup olmadığını sorduk. 1.200 kişiye yakını belirti gösterdiklerini söyledi ama bazıları test yaptırmayı veya kendilerini karantinaya almayı reddetti.”

Kiliseyle ilişkilerini açıklamak isteyemeyen yüzlerce kişiyle karşılaşan profesör, geriye tek bir çarelerinin kaldığını anlatıyor: “Bir an önce kilise cemaatiyle Daegu’da yaşayan diğer kişileri ayrıştırmamız gerekiyordu. Bu yüzden hükümet bir kararname yayınlayarak tüm kilise üyelerine kendilerini izole etmelerini söyledi.”

Tüm yeni vakaların geçmişlerinin detaylı bir şekilde aranması ve kapsamlı test çalışmaları sayesinde virüsün yayılımı yavaşladı. Nisan başında kentteki günlük yeni vaka sayısı ilk defa sıfırı gördü. Fakat dünyanın başka noktalarında virüs hızla yayılmaya devam etti. Bilim camiası için virüsün yalnızca bir ülkeden diğerine geçişini değil, bir kıtadan diğerine geçişini araştırmak da hayati bir öneme sahip oldu. Bunun izleri de genomda yatıyor. Virüs kendini çoğaltırken genomunda gerçekleşen küçük değişiklikler, bilim insanları için ipuçları veriyor.

VİRÜSÜN PARMAK İZİ

Vuhan’daki mor nokta, Covid-19 hastalarından alınan ve bilim insanlarının analiz ettiği ilk örneklerdeki virüslerin genomunu temsil ediyor. Prof. Yong-Zhen’in ekibinin Ocak ayında genom bilgilerini yayınlamasından bu yana araştırmacılar dünyanın dört bir yanında hastalardan alınan geniz örneklerini inceledi. Virüs dünyada yayılmaya devam ederken alınan binlerce virüs örneği, virüsün bu süreçte geçirdiği küçük mutasyonları takip ederek hangi ülkeden hangi ülkeye doğru yayıldığını görme imkanı sağlıyor.

Örneğin New York’taki bir hastadan alınan bir örnekte üç mutasyon varsa ve Vuhan’daki bazı virüsler de aynı mutasyonları taşıyorsa bunlar muhtemelen aynı kaynaktan gelmiştir. Uzmanlar bir zaman çizelgesi çıkararak virüsün Vuhan’dan New York’a gidişinin nasıl gerçekleştiğini ortaya koyabilir. Dünyada 37 binden fazla Sars-Cov-2 virüsünün genomu incelendi ve bilim insanları bu sayede virüsün ne kadar bulaşıcı olduğunu görme imkanı buldu.

Dr. Emma Hodcroft
VİRÜSÜN BAĞLANTILARI

Salgın hastalıklar uzmanı Dr. Emma Hodcroft bir grup bilim insanı ve yazılımcı ile birlikte, genomu incelenen on binlerce koronavirüsün verilerinden yola çıkarak açık kaynaklı bir harita hazırladı. Haritada dünyanın dört bir yanında virüsün yayılırken geçirdiği mutasyon eş zamanlı olarak görülebiliyor.

Hodcroft “Virüsün genomunun yayılırken nasıl değiştiğini incelemek, insanlara hastalıklarıyla ilgili soru sormaktan daha faydalı” diyor ve ekliyor: “Hastalar virüsü nerede kaptıklarını bilemeyebilir. Fakat genom verisi daha güvenilirdir.” Özellikle de bilgi eksikliğinin olduğu İran gibi ülkelerde. Ocak sonunda Dr. Hodcroft ve Nextstain ekibi incelenen bazı koronavirüslerde, aynı mutasyonları taşıyan çok benzer genomların olduğunu ve bunların Avustralya, Yeni Zelanda, Almanya, İngiltere, ABD, Çin ve Hollanda gibi ülkelerde görüldüğünü fark etti.

İRAN ZİYARETÇİLERİ

Geçmişe dönüp ip uçlarını birleştirmeye çalışan ilk ekip bu virüsün izlediği yayılma rotasını çözemedi. Hodcroft “Koronavirüsün soyacağında birbirine çok yakın virüslerdi bunlar” diyor ve ekliyor: “Bu bizim için şaşırtıcıydı çünkü bu virüslerin hiçbir ortak geçmişini bulamıyorduk. Fakat bir süre sonra Avustralya’dan örnek alınan hastaların İran’ı ziyaret etmiş olduklarını öğrendik. Bu çok önemliydi çünkü o tarihe kadar İran’daki virüslerin genetik yapısına dair hiçbir bilgi paylaşılmamıştı. Bu sayede söz konusu ülkelerdeki insanların ya İran’da virüs kaptıklarını ya da İran’ı ziyaret etmiş birinden virüs aldıklarını anladık.”

Virüs genomundaki değişimi takip etmek güçlü bir araç çünkü koronavirüs yavaş bir şekilde mutasyon geçiriyor. Bu yüzden bilim insanları birkaç virüs örneğine bakarak bütün bir bölgedeki virüs yayılımının kökenlerini anlayabiliyor. İran’daki örnekleri de inceleyen NextStrain, soyağacındaki kardeşler ve kuzenler gibi gözüken bu örneklerin İran’dan geldiğini çıkartmakla kalmadı, aynı zamanda İran’daki salgının da muhtemelen aynı virüs örneğinden kaynaklandığını gördü. İran’da sahada çalışan filyasyon görevlileri, ülkedeki salgının kökeninin Kum kentindeki salgından geldiğini söylüyor. Her gün ülkenin dört bir yanından binlerce kişinin ziyaret ettiği bu kutsal kentteki salgın iki hafta içinde İran’ın her bölgesine yayıldı.

Filyasyon ve genom değişimlerinin araştırılması sayesinde bilim insanları Covid-19’un dünya genelinde fark edilmeden nasıl bir hızda yayıldığını ortaya koydu. Öte yandan, son altı ayda öğrendikleri bunca bilgiye rağmen araştırmacılar salgının bir sonraki hedefini öngöremiyor. Bu yüzden virüsle mücadelede hep bir adım gerideler.  Sars-Cov-2’nin tespit edilmesini zorlaştıran dev bir faktör var: Virüs bazıları için ölümcül bir hastalığa yol açarken buna kıyasla daha fazla kişi hiçbir belirti göstermeden veya hafif belirtilerle hastalığı atlatıyor. Covid-19’un semptom göstermeyen insanlardaki yayılımını araştırmak son derece zor. Fakat İtalya’nın kuzeyindeki küçük bir köy, bu bulmacayı çözmek için önemli bir parça görevi gördü.

Karantinaya alıraka kapatılan köde devriye gezen İtalyan askerleri
İTALYA’DA KAPALI BİR KÖY

İtalya’da Covid-19 kaynaklı ilk ölüm kalabalık ve büyük kentlerden birinde değil, Veneto bölgesinde izole bir köy olan Vo’da kayıtlara geçti. 3 bin kişilik bu köy, Venedik’te bir saatten daha yakın olan Euganean Tepeleri Ulusal Parkı sınırlarında yer alıyor. Yetkililer 21 Şubat’ta, ilk ölüm duyurulur duyurulmaz bütün köyü karantinaya aldı ve belirti göstersin göstermesin tüm köylülere düzenli aralıklarla virüs testi yaptı. Bilim insanları açısından bu eşsiz bir gözlem olanağı sundu.

Araştırmayı yürüten ekibin başında bulunan mikrobiyolog Doç. Dr. Enrico Lavezzo, çalışmalarında en önemli bulgunun virüsün fark edilmeden yayılabilmesi olduğunu söylüyor: Köy halkının önemli bir kısmına virüs bulaşsa da, köylülerin çoğu semptom göstermeden veya hafif semptomlarla hastalığı atlatmışlardı.

Lavezzo “Virüs bulaşan kişilerin yüzde 40’ı bunun farkında değildi ve başka kişilere virüs bulaştırabileceklerini bilmiyorlardı” diyor ve ekliyor: “Bu durum böylesi bulaşıcı bir virüsü kontrol altına alabilmek için büyük bir engel teşkil ediyor. Semptom gösteren kişilerin çoğu evde kalır ama asemptomatik insanlar normal hayatlarına devam eder. Bulaştırıcı olduklarını fark etmeden dışarı çıkarlar, diğer insanlarla buluşurlar.”

Doç. Dr. Enrico Lavezzo

Lavezzo’nun ekibi, asemptomatik vakaların oranının ne kadar fazla olabileceğini ortaya koyan ilk ekipti. O günden beri yapılan araştırmalarda bu oranın yüzde 70’lere kadar çıkabileceği anlaşıldı. İtalya’daki araştırmanın bir diğer sürpriz bulgusu da, 3 bin köylü arasında 10 yaş altı çocukların hiçbirinin Covid-19 testinin pozitif çıkmamasıydı. Lavazzo, “Çocuklar enfekte olamaz demiyoruz. Bunu başka araştırmalar da ortaya koymuştu” diyor ve ekliyor: “Fakat onlarca çocuğun enfekte olmuş insanlarla birlikte yaşayıp virüs kapmaması garip ve açıklanmaya muhtaç bir durum.”

COVID – 19’UN SIRRI

Bilim insanları koronavirüsün insan bedenine tek bir yolla, hücrelerin üzerinde bulunan ACE-2 reseptörlerine tutunarak girdiğini fark etti. Prof. Michael Farzan’ın laboratuvarı, 2003’teki SARS salgını sırasında ACE-2 reseptörünü ilk bulan yer olmuştu. Michael, ACE-2 reseptörlerinin kalbimizden burnumuza, bağırsaklarımızdan beynimize kadar tüm bedenimizde bulunmasının virüsle mücadele açısından sorun yarattığını söylüyor.

Covid-19’un çok farklı belirtiler gösterebilmesinin nedeni, ACE-2’nin insan bedeninde bu kadar farklı organlarda bulunması. Virüs burnunuzdaki hücrelere tutunursa koku hissi kaybına, ciğerinizdeki hücrelere tutunursa öksürüğe yol açabiliyor. Çoğu virüs ya hızlı yayılma konusunda ya da ciddi hastalıklara yol açma konusunda başarılıdır. Covid-19’un tehlikesi, iki, bu iki alanda birden başarılı olması. Virüs üst solunum yollarını enfekte ettiğinde hastalar hapşırık veya öksürük ile virüsü diğer insanlara yayabiliyor. Alt solunum yolları enfekte olduğunda ise ciddi solunum sorunları baş gösterebiliyor

ÇOCUKLARIN SIRRI

Covid-19’un diğer koronavirüslere kıyasla çok hızlı yayılmasının ana nedeni, bulaştığı insanların hastalık belirtisi göstermeden ve farkında olmadan bunu yayabilmesi. Peki Covid-19 nasıl hafif bir öksürükten ölümcül solunum yolu sorunlarına kadar çok farklı belirtilere yol açabiliyor? Ve çocuklar neden daha az etkileniyor?

Çocukların yetişkinlere kıyasla virüsü daha çok bulaştırıp bulaştırmadığı ise bilinmiyor. İngiliz hükümetinin bilim kurulu, çocukların hem hastalanma hem de bulaştırma ihtimalinin daha az olabileceğini fakat bu konuda kanıtların net olmadığını söylüyor.

Prof. Farzan, ACE-2 reseptörleri üzerinde yapılan son araştırmalarda, çocuklardaki reseptör sayısının yetişkinlere kıyasla daha az olduğunun görüldüğünü söylüyor ve “Bu, yetişkinlerde daha sık görülen ciddi zatürre vakalarının çocuklarda daha az görülmesini açıklıyor” diyor. Fakat Farzan, çocukların üst solunum yollarında yine de azımsanmayacak miktarda ACE-2 reseptörü olduğunu da söylüyor:  “Bu yüzden diğer insanlara virüs bulaştırma potansiyelleri var. Virüsün bulaşımını en çok hızlandıran şey, üst solunum yollarında yarattığı enfeksiyon.” Virüsün son derece hızlı bir şekilde yayılması nedeniyle bilim insanları, bu altı aylık araştırmaları ve buluşlarına rağmen pandemiyi bitirmenin tek yolunun bir aşı bulmak olduğunu düşünüyor.

Prof. Jorge Kalil
AŞI İÇİN YARIŞ

Şu anda Covid-19’a karşı aşı geliştiren ilk ekip olmak için birbiriyle yarışan 124 grup var. Sao Paulo Üniversitesi Medikal Direktörü Prof. Jorge Kalil, Brezilya’daki az sayıda aşı denemesinden birinin başında. Ülkesi koronavirüs nedeniyle felç olmuş durumda fakat Devlet Başkanı Jair Bolsonaro sokağa çıkma kısıtlaması karşıtı protestolara katılıyor. Yerel yetkililer ise Bolsonaro’ya rağmen ülke genelinde çok sayıda kentte sokağa çıkma yasağı uyguluyor.

Kalil bazı aşı ekiplerinden gelen, aşının Eylül’de hazır olacağı ve 12 ay içinde üretilip dağıtılacağı yönündeki açıklamalara şüpheyle yaklaşıyor. Aşıyı ilk bulan ekip olmanın değil, aşıya dair güvenilir testler yapmanın daha önemli olduğunu söylüyor: “Aşıyı olabildiğince erken bulmak lazım. Ama bu, ilk bulanın kazandığı bir araba yarışı değil. En iyi aşı ilk bulunan aşı değil en iyi çalışan aşı olacak. İdeali, yüzde 90’ın üzerinde başarı oranıyla çalışan, hem semptomları hem de bulaşmayı engelleyen bir aşı bulmak.”

Kalil’e göre salgını tam anlamıyla bitirmek için yaşlılarda ve kronik hastalıkları olanlarda da işe yarayan bir aşı bulunması gerekiyor. Özellikle bu gruptaki insanların antikor geliştirmekte zorlandığını belirten Kalil, aşı olmadıkça virüsün yayılmaya devam edeceğini söylüyor.

Önemli gördüğü bir diğer konu da aşının tüm ülkelere dağıtılması: “Burada problem para ve politika. Sao Paulo’da zenginler kendi güzel evlerinde izolasyon içindeyken yoksul ailelerde 10 kişi bir oda paylaşıyor. Nasıl izole olacaklar? Salgını herkes için gerçekten bitirmenin tek yolu aşı. Başka yolu yok.”

Kaynak: BBC