Manavgat’ta bir annenin otizmli oğluyla yaşam mücadelesi

378

Manavgat’ta otizmli oğluyla birlikte yaşayan Ayşe Bayram (36), oğlunun saldırgan davranışlarından dolayı yaşadıkları apartmanda ilk başlarda yardımcı olmaya çalışan komşularının kendilerini istemediğini, ev sahibini rahatsız ettiklerini, kaymakamlığa ve sosyal hizmetlere şikayette bulunduklarını söyledi. Oğlunun babasıyla küçük yaşta ayrıldıklarını söyleyen Ayşe Bayram, yetkililerden oğlunun birkaç ay hastaneye yatırılarak tedavi edilmesini istedi.

Antalya’nın Manavgat ilçesinde yaşayan Yiğit Ali Öz (15), bundan 12-13 sene önce otizm teşhisi konuldu. Bu sıralarda Yiğit Ali Öz’ün anne ve babası boşandı. Anne ve anneannesiyle birlikte yaşamaya başlayan Yiğit Ali Öz’ün yaşının büyümesiyle birlikte sorunları da büyüdü. Güvenlik görevlisi sertifikasına sahip olan Ayşe Bayram, önceden oğluna bakan anneannesinin yetersiz kalmasıyla kendisinin evde kalmaya başladığını çalışamadığını, 140 lira aldığı bakım parasının 700 lirasını ev kirası olarak verdiğini kalanıyla da geçinmeye çalıştıklarını anlattı.

ŞİDDET EĞİLİMİ ARTTI

Anne Ayşe Bayram (36), ergenlik dönemine giren oğlunun şiddet eğiliminin arttığını, kapıları ve pencereleri yumrukladığını, camları kırdığını ve anneannesine de vurmaya başladığını söyledi.  Oğlu nedeniyle yaşadıkları apartmanda da sorunlar çıktığını ve diğer komşularının rahatsız olduğunu anlatan anne Bayram, oğlunun tedavisi ve ergenlik sürecinin atlatması için yetkililerden yardım istedi.

EN BÜYÜK SORUN SALDIRGANLIK

Ayşe Bayram, kendilerinin aslen Karamanlı olduklarını belirterek, “Yiğit Ali’nin babası da bizim köyümüzdendi.  İlk başlarda herşey iyiydi, Ama Yiğit Ali doğup 2-3 yaşlarına gelince anlaşamadık, boşandık. Yiğit Ali’ye annemle ben bakıyorum” dedi. Oğluyla yaşadığı en büyük problemin saldırganlık olduğunu anlatan Ayşe Bayram, “Oğlum, hiç yok yere tepki gösteriyor, insanlar iyilik yapmak istediklerinde bile aniden gelip vurabiliyor, bağırabiliyor” diye konuştu.

ANNEANNESİNE SALDIRIYOR

Oğluna 2 – 3 yaşlarındayken otizm teşhisi konulduğunu söyleyen Ayşe Bayram, “Tedavisini yıllardır sürdürüyoruz. Sürekli ilaç kullanıyoruz. Faydasını gördüğümü söyleyemem. Hiçbir sonuç alamıyoruz. Rahatsızlık son 2 yıldır daha da çoğaldı ve son 2 haftadır sürekli dışarıdayız. Sürekli apartmanın kapısına vuruyor, camlara vuruyor, evin içinde ayna, dolap, televizyonu duvardan indirmek zorunda kaldım. Herşeyi kırıyor. Bize vuruyor. Anneannesiyle aynı odada yemek yiyemiyor. Anneannesi bir şey yese doğrudan ona saldırıyor. Normalde bizi çok seviyor ama ani bir refleks, ani bir harekette saldırabiliyor” dedi.

APARTMANDAKİLER ŞİKAYET ETTİ

Yiğit Ali’nin odunla apartmanın kapısına defalarca vurduğunu belirten Ayşe Bayram sözlerini şöyle sürdürdü: “Apartmandakiler dışarıdan önce bize destek oldular, olmaya çalıştılar. Yardım ettiler, ilgilendiler. Sinirlendiğinde yanlarına aldılar. Birkaç kişiyle anlaşabiliyor burada. Ama sonra arkamızdan da şikayet etmişler. Dayanamadıklarından artık ‘sürekli kapımıza vuruyor, rahatsız oluyoruz’ diye ev sahibine sürekli şikayetler artıyor. Ev sahibimiz ilk başta bizim durumumuzu anlayışla karşıladı. Adamı da her gün rahatsız ediyorlarmış, numarayı engelliyormuş başka numaradan arıyorlarmış. O da bize, ‘Ben artık yoruldum. Benimde başımı belaya sokacaksın. Ben iyilik yapmaya çalışıyorum ama uğraşamayacağım’ dedi. O da çaresiz alıyor. Kaymakamlığa ve sosyal hizmetlere söylemişler, ‘çocuğu bakımevine vermiyor’ şeklinde şikayet etmişler. Ben çocuğumu bakımevine vermek istemiyorum, tedavi olmasını istiyorum. Ayrıca kaymakamlığa, ‘Bu kadına müstakil ev bulun, biz burada onu istemiyoruz, rahatsız oluyoruz, gitsin buradan’ diye söylemişler. Bana söylemiyorlar.”

ÇARESİZ OLDUĞUMU BİLİYORLAR

Kendisinin bu olanları duyduğu zaman tepki gösterdiğini anlatan Ayşe Bayram, “Bende ‘neden bunu yapıyorsunuz, benim çaresiz olduğumu gördüğünüz halede neden böyle yapıp, beni zora sokuyorsunuz’ diye söyledim ” dedi.

BİR KAÇ AY HASTANEDE YATSIN

Oğlunun hastalığının tedavisinin olmadığını anlatan Ayşe Bayram, “Bunu doktorlar bile bilmiyor. Hani, bunun şu şekilde tedavisi vardır diye hiçbir doktor söyleyemiyor. Birde bize, ergenlik dönemi diye belirtiyorlar, ilaçlarla tedavisini sürdüreceğiz. Nasıl olur bilmiyoruz. Atakların önlenmesi için farklı ilaçlar kullanıyoruz. Bu ilaçların daha etkili olacağını söylüyorlar fakat ben herhangi bir fark göremiyorum” diye konuştu. Yiğit Ali’nin tedavisi için ilaçlar bir fayda vermediğini gördüğünü söyleyen anne Ayşe Bayram, “Bunu doktorlara söylüyorum ama bu ilaçla olacak bir şey değil. İlaç kullanıyoruz ama aynı sıkıntıyı her gün saatlerce dışarıda soğukta yaşıyoruz. Ben, çocuğumun hastanede en az birkaç ay doktor gözetiminde olmasını istiyorum. Bu çocuğun şifa bulmasını istiyoruz” dedi.

BABASIYLA ÇOK ÖNCEDEN AYRILDIK

Yiğit Ali’nin babasıyla yıllar önce ayrıldıklarını söyleyen anne Ayşe Bayram, “O başka biriyle bir evlilik yaptı. Şu anda çocuğuyla ilgili hiçbir yardımı yok. Ayda, 2 ayda bir telefonla arar o da zorla yani. Çocuğuyla görüşmesini istediğimiz için, ilgilenmiyor, kendi halinde. Son kez konuştuk, söyledik ama hiç alakadar olmadı. Babasından hiçbir şekilde fayda yok” dedi.

Kamera ve fotoğraf makinesine ilk önce tepki gösteren Yiğit Ali Öz ise cips ve çukulata yedikten sonra sakinleşmesinin ardından sorulara kısa cümleler halinde, “Hastaneye gideceğim, beni yatırıp uyuşturacaklar. İlaç ve iğne vuracaklar iyileşeceğim” dedi.

PSİKİYATRİST SAVAŞ ÖZTÜRK: “OTİSTİK HER ÇOCUK FARKLIDIR”

Uzman Psikiyatrist Savaş Öztürk’de otizmin bebeklik döneminde başladığını ve 13 ve 14’nci aylarda ilk belirtileri gösterdiğini söyledi. Bu sırada ailelerin çocuklarında rahatsızlık olabileceğine inanmadığı için tanısının 2-3 yaşlarda konulduğunu belirten Öztürk, “Aileler biraz daha bekleyelim, bizim çocuğumuz zeki deyip belirtileri dikkate almıyor. Otizmli olan bazı çocuklar hiç yardım almadan hayatlarını sürdürüp iş ve meslek sahibi olabilirken, bazı çocukların desteğe ihtiyacı olur. Otistik her çocuk birbirinden farklıdır” dedi.

OTİZMİN SEBEBİ YÜZDE 90 GENETİK

Otizmin sebebinin yüzde 90 oranında genetik olduğunu kaydeden Psikiyatrist Savaş Öztürk, “Otizmli olan bireyin anne ve babaları kendilerinde bu rahatsızlığın bulunmadığını söyleyebilir. Bu gen aktarımı uzak bir akrabasından konuşmayla ilgili bir kısmını, başka bir akrabasından davranışla ilgili bir kısmını, diğerlerinden de çevre ile etkileşimi ve içe kapalılık geninin alabilir. Yüzde 90 genetiktir. Yüzde 10 ise çevresel faktörler vardır. En önemli çevresel faktörler anne ve abanın ileri yaşlarda olması, annenin hamilelik döneminde D vitamini eksikliği, viral enfeksiyonlar ve doğum komplikasyonları olabilir” diye konuştu.

ÖFKE NÖBETLERİ

Savaş Öztürk, otizmli bireyle sahip olan ailelerin nasıl davranmaları gerektiğini şöyle anlattı:

“Öfke nöbetini çıkaran sebeplere dikkat etmek gerekir. Sözel ifadesi gelişmediği be kendilerini anlatamadıkları zaman öfke nöbeti geçirebilirler. Alışılmadık herhangi bir uyarı, bu içsel bir hastalık veya aşı ses, görüntü olabilir. Mesela hep gittiği yol yerine farklı bir yoldan gitmeye başlarsa yada hergün aynı kıyafeti giymek isteyebilir, hergün aynı yemeği yemek isteyebilir. Hayatında bir şeyler bozulduğu zaman, ritüelleri değiştiği zaman öfke nöbetleri ortaya çıkabilir, Kendini ifade edemediği zaman ailesinin ve çevresindeki insanların onu anlamaya çalışması lazım. Onun ne demeye çalıştığını, ne istediğini anlamaya çalışması lazım.”