Yerleşik yabancılar Türkiye’de olmaktan mutlu

0
7

Manavgat’ta yaşayan yerleşik yabancılar, bütün dünyayı saran Koronavirüs (Covid-19) salgınında Türkiye’de olmaktan mutlu olduklarını söyledi. Side Mahallesi’nde yaşayan Alman Dagmar Gauls (56), “Ben burada yaşamaktan mutluyum, kendimi burada yalnız veya çaresiz hissetmiyorum. Tam tersine kendi ülkemde belki kendimi bu kadar güvenli ve huzurlu hissetmezdim” dedi. İngiliz Ann Philpot (70) ise “İngiltere’de hayat çok zor. 6 hafta önce 7 arkadaşım ziyaret için İngiltere’ye gitti. Havaalanı kapandı. Buraya gelmek istiyorlar ama gelemiyorlar mümkün değil şimdi” diye konuştu.

Geçen yıl  aralık ayında Çin’in Wuhan bölgesinde ortaya çıkan ve kısa sürede bütün dünyaya yayılan Koronavirüs (Covid-19) salgınında Antalya’da yaşayan yerleşik yabancılar, Türkiye’de olmaktan çok memnun ve mutlu olduklarını söyledi. Antalya’nın Manavgat ilçesinin dünyaca ünlü tatil bölgesi olan Side’de yaşayan yerleşik yabancılar, salgınla ilgili kurallara uydukları sürece hayatlarını mutlu bir şekilde devam ettireceklerine inanıyor.

112’DEN VE JANDARMADAN DESTEK ALIYORUZ

Side Mahallesi Muhtarı Osman Tüter, Side’nin dünyanın gözbebeği bir turizm merkezi olduğunu ve her yıl yüzbinlerce turistin tatil için geldiğin belirtti. Side’nin 14 bin nüfusuyla adeta bir kent olduğunu anlatan Tüter, “Side’de yaklaşık 14 bin civarında nüfusumuz var. Bin civarında da yerleşik yabancımız var. Sokağa çıkma yasağı sürecinde ve yerleşik yabancıların birçoğu 65 yaşın üzerinde olduğu için normal zamanda onların sorunlarını gidermek için 112’den ve jandarmadan destek alıyoruz ve bunların ihtiyaçlarını o şekilde sağlamaya çalışıyoruz” dedi. Salgının ilk başladığında bazı yerleşik yabancıların ülkelerine döndüğünü belirten muhtar Osman Tüter, “Side’yi tercih edenler ve Side’de kalmayı isteyenler, burasını daha güvenli hissettikleri için Side’de yaşamaya devam etti” dedi.

SALGINDAN SONRA YAŞAMIMIZDA FARK OLDU

Side’de 24 yıldır yaşayan, 22 sene önce Türk vatandaşı olan ve emlakçılık yapan İngiliz Ann Philpot (70), salgından önceki ve şimdiki durumun arasında fark olduğunu anlatarak, “Şuanda biraz farklı, çünkü evden çalışıyorum. İyi bir komşum var, alışverişlerimi o getiriyor. Evdeyim. Kızım da burada yaşıyor ama ben 65 yaş üstünde olduğu için yanına gitmem mümkün değil. Burada evime 50 metre uzaklıkta jandarma var. İhtiyacım olduğunda 112’ye telefon açıyorum, jandarma geliyor, isteklerimi alıp bana getiriyor” dedi.

TÜRKİYE’DEKİ SİSTEM ÇOK İYİ

İngiltere’de arkadaşlarıyla sürekli irtibat halinde olduğunu söyleyen Ann Philpot, “İngilterede hayat çok zor. 6 veya 7 hafta önce 7 tane arkadaşım İngiltere’ye ziyaret için gitti. Havaalanı kapandı. Buraya gelmek istiyorlar ama mümkün değil şimdi” diye konuştu. Türkiye’nin salgında çok iyi bir sistem kurduğunu belirten Philpot, sağlık sisteminin iyi olmasının yanı sıra hayatın diğer alanlarında oluşturulan düzeni överek şunları söyledi: “Örneğin, Burada torunum var, 10 yaşında. Okula gitmek istiyor ama gidemiyor şimdi kapalı. Ama hergün telefonuna bir ders geliyor. Yapıyor, ev ödevi filan yapıp  gönderiyor. Bu çok iyi. Yani hayat devam edecek ben memnunum” dedi.

KURALLARA UYMAK MECBURİYETİNDEYİZ

Side’ye 30 yıldır gelen ve son 3 yıldır ev kiralayıp yılın 12 ayını Side’de geçiren Alman Dagmar Gauls, salgın öncesinde hayatının çok iyi olduğunu, Koronavirüs çıktıktan sonra önlemlerini alarak onunla yaşamayı öğrendiğini belirterek; “Ben kurallara uyduğum için benim için farklı bir şey yok. Kurallara uymak mecburiyetindeyiz ve yaşamımızı şu an böyle kurallara uyarak sürdürmek zorundayız” dedi.

YAŞLILARA DAHA FAZLA ÖZEN GÖSTERİLİYOR

Türkiye’de salgının ortaya çıkmasından itibaren alınan önlemleri öven ve özellikle yaşlılara yönelik hizmetlerin çok iyi olduğunu anlatan Gauls şunları söyledi: “Benim annem Almanya’da. Ben onuna her gün, günde 2 defa telefonla görüşüyorum. Onlarda oradaki kurallara göre yaşıyor. Fakat şunu söylemek istiyorum, benim annem yaşlı. Türkiye’de baktığım zaman yaşlılara çok daha fazla özen gösteriliyor, çok daha fazla değer veriliyor. Bunu annemin sözlerinden duyabiliyorum, burada yaşlılara verilen hizmeti de görüyorum. Ben burada yaşamaktan mutluyum, kendimi burada yalnız veya çaresiz hissetmiyorum. Tam tersine kendi ülkemde belki kendimi bu kadar güvenli ve huzurlu hissetmezdim.”

SABIRLI OLMAMIZ LAZIM

Türkiye’de 12 yıldır yaşayan ve TUİ’de 10 yıl rehberlik yapan Belçikalı Sandra Claes (37), 2 yıl önce arkadaşlarıyla birlikte Side Antik Kenti’nde bir restaurant açtığını, bu senede tek başına butik bir otel ve restaurantı kiraladığını söyledi. Büyük umutlarla başladığı işte bu sene Koronavirüs nedeniyle zorlandığını anlatan Sandra Claes, “Gelen para yok, bu sezon iş olacak mı olmayacak mı belli değil. Kararsızlık var. Kararsızlık zor tabii, çünkü plan yapamıyorsun, personelimiz var, rezervasyonumuz var ama ne olacak bilmiyoruz. Sabırlı olmamız lazım” dedi.

DİKKAT ETMEMİZ LAZIM

Koronavirüs salgını nedeniyle artık yaşamını daha dikkatli sürdürmeye başladığını söyleyen Sandra Claes, “Önceden çok farkında değildik. Arkadaşları, dostları görünce sarılıyorduk, öpüşüyorduk. Bu koronavirüs bizi uyandırdı, dikkat etmemiz lazım. Sosyal hayatımız tamamen durdu. Normalde Türkiye’de çok dışarı çıkıyoruz, yemeğe gidiyoruz, arkadaşlar dostlarla çaya gidiyoruz. Bunu bizim hayatımızdan çıkardı. Tabii bunu çok özlüyoruz.  Şu anda en fazla arkadaşlarla buluşmak, spor yapmak, bunu çok özledim. Sporu çok seviyorum, tenis oynuyorum. Annemle hafta sonları bisikletle gezmeye gidiyorduk normalde. Şimdi hafta sonları evden çıkmıyoruz. Sokağa çıkma yasağı var” diye konuştu.

MISIR’DA DA SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINI YAŞADIM

Daha önce sokağa çıkma yasağını Mısır’da yaşadığını belirten Claes, “Ben bir dönem Mısır’da çalıştım. Mısır’da politik ve güvenlik durumu sıkıntılıydı o zaman. Oradayken bir ara belli bir saatler arasında sokağa çıkma yasağı geldi. Gündüzleri çalışıyordum ama bir şey olmuyordu. Akşam saatlerinde yasak geldi” dedi. Türkiye’de geçen hafta sonu uygulana sokağa çıkma yasağının ilanının sadece 2 saat önceden açıklanmasının sorun olduğunu söyleyen Sandra Claes, neden böyle bir karar alındığını anlayamadığını belirtti.

ÖLÜM SAYILARI ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Belçika’da durumun daha kötü olduğunu belirten Claes, “Belçika’daki durum, nüfusa bakarak vaka sayısında aslında Türkiye’den daha yüksek. Ama ben şunu merak ediyorum, ‘Geçen sen bu aylarda ölüm sayısıyla bu seneki arasındaki fark nedir. Herkes şimdi, mesela yaşlı biri öldüğünde herkes koronavirüs yazıyor ama bence kalp krizi de var, normal gripte var kanserden ölenlerde var. Şimdi birçok ölümler istatistik olarak Korona yazılıyor, tam net bilmiyoruz” diye konuştu.

DEVLETİN DESTEK PROJELERİNİ BEKLİYORUZ

Yaşadığı en büyük sıkıntının maske almak olduğunu belirten Claes, devletin işletmeler için açıkladığı önlemlerin hayata geçmesini beklediğini belirterek şunları söyledi:

“Devlet birkaç proje yaptı. Şu anda 3 personelim çalışıyor. İşkur’dan bir destek olacak bekliyoruz. Vergiler, su, elektrik taksitli ödeme oluyor. İleride ödeyebiliriz. Ama iptal olmuyor yani, ödeyeceğiz sonuçta. Yani bugün için bir destek veriliyor, ileride ödeyeceğiz. İnşallah o zaman para kazanabiliriz”